Necip Fazıl Türk Milliyetçi midir?
Kendini Türk Milliyetçisi, Ülkücü, Turancı, Türk-İslamcı olarak tanımlayan bazı arkadaşlar Necip Fazıl Kısakürek'in Ülkücü olduğunu, onun değerli bir Türk-İslam şairi olduğunu iddia ediyor. Onlarca gerçek vatan aşığı şairimiz dururken kendilerine bu insanı örnek alıyorlar. Peki bu adam gerçekten bir Türk-İslamcı mı? Ülkücüler ve diğer Türkçü vatanseverler gibi Türkiye ve Türk milleti aşığı mı? Önce bunun üzerine konuşmak isterim:
"Amerikan politikasını korumakla mükellefiz. Amerikan siyasetini tutmak biricik yol. Amerika'dan nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalı ..."
Bu cümleler "Üstad" Necip Fazıl'a ait. Tam bir komünizm karşıtı düşünceye sahip kendisi. Bizlerde komünizme karşıyız ve her çağda karşı olmaya devam edeceğiz. Ancak dikkat edilmesi gereken şey komünizm karşıtlığı değil, Amerikan hayranlığıdır. Necip Fazıl kendisini Amerikan ajanı veya bir Misyoner Üstadı olarak görmektedir. Böyle bir söylemde ancak misyonerler ve amerikancılar bulunabilir. Ayrıca bu cümlelerde Necip Fazıl adlı kişinin ne denli Türkiye Cumhuriyeti aşığı olduğunu(.) açıkça görebiliyoruz. Kendisi o kadar vatansever ki, Amerikanın nazlı bir sevgilisi olmak için çırpınıyor!. Amerika Birleşik Devletlerinin İslamiyete ne kadar sevgiyle, hoşgörüyle yaklaştığını yine herkes biliyor. Yine bir iki yüzlülük, yine bir sahtekarlık çıkıyor ortaya. Madem Necip Fazıl Türk-İslamcı, İslamiyetin ve Türklüğün düşmanı olan Amerika'ya bu denli yaklaşma isteği duyuyor? ( Fethullah Gülen'de yıllardır çeşitli bahanelerle Amerika'dan ayrılmayarak, misyonerliğin doğduğu bu yerde sözde İslamiyeti yayıyor.)
Gelelim Necip Fazıl Kısakürek'in bir başka hayranlığına. Necip Fazıl tam bir Türkçe hayranıdır(.). Bu hayranlığını Türkçeye şu hakaretleriyle yine kendisi açıklıyor: (Bu sözü Türkçedeki kısa heceler için söylemiştir) "Bu hal, tarihin ilk çağlarında henüz hançeresi gelişmemiş bir millete işarettir". Türkçeyi aşağılamakla geri kalmıyor, bu dili konuşanların ilkel bir milletin üyeleri olduğunu iddia ediyor. Tarihte kendi milletine ve diline hakaret eden insanlar vardır ancak bu insanın Türk olmadığı daha yüksek bir ihtimaldir. Türkçeyi eleştirip bizleri ilkel bir millet ilan ettikten sonra sıra Arapçayı övmeye geliyor: "Bir dilde uzun, dolgun ve çok heceli kelimeler tefekküriyet ve medeniyet işaretidir.". Arapça ve Farsça da bir çok kelime uzatılarak, ezgisel bir şekilde okunduğu için bu Üstad Necip Fazıl'ın hoşuna gidiyor. Aruz ölçüsünün kullanım sebebi de bu zaten: Şiiri şarkı gibi okumak. Bu durum eğlence ve uçkur düşkünü araplar için son derece normal bir durumdur. Onlar şiiri haremlerinde kadınlarıyla birlikte oldukları anlarda, zevke gelerek söylerler. Türkçedeki hece ölçüsünün veya kısa kelimelerin kullanılması da tamamen savaş alanlarında kolay söylenmesi içindir. Bir yiğit onlarca Çinlinin kafasını koparırken elbette şiirini dolgun söylemeye uğraşmayacaktır.
Türklük mü Önce Gelir, İslamiyet mi?
Bilinçsiz Ülkücü arkadaşların bir hatası da Necip Fazıl'ın sözde İslamcılığıdır. Bunu zaten yukarıda Amerika için söylediği sözlerle açıkladım. Yumuşak karnımız İslamiyet, bu yüzden Ülkücü ve milliyetçi dostlarımız Necip Fazıl'dan etkileniyor. İslamiyet'i Türklükten yüksek görmek cesaretinde bulunuyorlar. Ziya Gökalp, Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak adlı eserindeki sıralamayı çok iyi yapmıştır. Önce Türk olduğunu bilmek, Türklüğü/Türkçülüğü savunmak gerekir. Kendi benliğinizi oluşturmadan bir dine zaten bağlanamazsınız. Üstad'ın bu konuda da bir yorumu var: "Türk Milleti'nin ruhunu dayayacağı üstün bir medeniyet mihrakı buluncaya kadar sürdüğü hayat içinde dili, kısa heceler bahsinde olduğu gibi konuşmaya ve dolayısıyla düşünmeye vakti olmayan bir topluluğu ifade eder.". "Türklük bir kavanozsa İslamiyet baldır. İslamiyet olmasaydı Türklük içi boş bir kavanoza benzerdi". Açıklamak gerekirse, düşünmeyi bilmeyen basit ırk Türkler, üstün bir medeniyet olan İslamiyetle tanışınca adam olmuş, düşünmeye başlamıştır diyor. Bu tarih bilmez adam acaba Türklerin İslamiyete geçmeden önceki durumunu hiç mi görmemiştir? Bugün 1buçuk milyar nüfusu olan büyük çin devletine kendilerinden korunmak için uzaydan görülebilen bir duvar ördürten bir millet nasıl basit bir millet olabilir? Dünyanın en büyük sayılı Bozkır devletlerini kuran Türkler bu devletleri düşünemeden nasıl kurmuşlardır? Üstün medeniyet İslamiyete gelince, İslamiyet üstünlüğünü Türklerin İslamiyete geçişiyle sağlamıştır. Ne Emeviler döneminde, ne Abbasiler döneminde ne de diğer Müslüman-Arap devletleri döneminde İslamiyet kendini yükseltememiştir. Peygamberimizin ölümünden sonra ilk bölünmeler başlamış, Araplar İslamiyeti parçalamış, bozmuşlardır. İslamiyet asıl gücüne Yüce Türk milleti sayesinde ulaşmıştır. Peygamber gönderilmesine rağmen sapkınlığına bugüne dek devam eden arapların İslamiyete hiç bir katkısı olmamıştır. Necip Fazıl adlı kendine Üstad lakabını uygun gören bu kişi alaşılacağı üzere üçkağıtçılık, sahtekarlık, iki yüzlülük, tarih bilmezlik Üstadıdır.
Üstad'ın Türklüğe Hakareti
Necip Fazıl Türklüğe hakareti sebebiyle 9.6.1947 tarihinde 1 ay 27 gün; 21.4.1950 tarihinde 3 ay 25gün; Atatürk'e hakaret ettiği için 15.10.1960 tarihinde 1 yıl 65 gün hapis cezasına çarptırılmıştır.
1946 yılında Milli Devletimiz kurucusu, Türk milletinin kurtarıcısı olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ü verdiği bir konferansta sahte karaman ilan etmiştir. Elbette ömründe savaş görmemiş, hayatının yarısını içki içerek diğer yarısını ise amerikan emperyalizmini savunup halkın dini duygularıyla alay ederek geçiren bu adam için gerçek kahramanları sahte kahraman ilan etmek zor olmasa gerek. Kendisini bir cephe de Yunanlıyla savaşırken veya Fransız üzerine yürüyen yüce milletimizin içinde, en azından sırtında bebeğiyle top mermisi taşıyan analarımızın atalarımızın yanında savaşırken görmek isterdim. Ancak kendisi vatan sevgisinden yoksun bir korkak olduğundan o Amerikaya sevgili olmayı tercih etmiştir. Kahramanlığın ne olduğunu bilemeyecek kadar adi bir insan olarak yaşamıştır. Verdiği konferanslarla Türklüğe hakaret ederken günümüzde onlarca askerimizi şehit eden bir it sürüsünün de kurucusuna fikir vermiştir. Bakın Pkk terör örgütü lideri apo ne diyor: "Yirmili yaşlarında ya vardım ya yoktum. Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarına gider bayağı da etkilenirdim.".
Ülkücü Kasidesi Uydurması
Ülkücü kardeşlerimi bir de bu şiirle kandırıyorlar. Sözde Ülkücüler için yazılmış:
Şiiri lütfen birkaç kez okuyun. Şiirin içerinde Türk milliyetçiliğine dair bir iz var mı? Türk kelimesi hiç geçiyor mu? Ülkücü, Türkçü ve benzeri kelimeler göreniniz var mı? Bu şiirin Ülkücülere itham edilmesi yanlış bir durum. Şiirde Ülkücülükle ilgili tek bir kelime bile yok. Ama Amerika'yla ve Amerika'nın sözde din yardımlarıyla ilgili pek çok şey var. Bu şiir Ülkücülere değil, daha çok Amerikancılara, Şeriatçılara yazılmış bir şiir. Ülkücülükle, Türk milliyetçiliğiyle uzaktan yakından alakası yok. Eğer vatan şiiri görmek istiyorsanız ARİF NİHAT ASYA, ZİYA GÖKALP, MEHMET EMİN, NİHAL ATSIZ gibi şairlerin şiirlerine bakın. İslami şiirler için de MEHMET AKİF yeter de artar bile.
Sonsuz Saygılar...