Uzun süredir üzerinde konuşmak istediğim bir konu dindarlık. Herkesin dilinde aynı şey "mümin insan". Nedir bu mümin insanlık? Her cümlesinde başbakan şöyle büyük insan, başbakan böyle iyi insan demek, dindar müslümanlığın bir gereği midir? Gözlemlerimize göre dindarlığın birinci şartı bu. Eğer başbakan Tayyip Erdoğan'ı sevmiyor ve onu her cümlenizde övmüyorsanız dindar bir genç olamazsınız. Dindarlığın ikinci şartı ise başbakanı bir peygamber gibi görmeniz gerekiyor. "Ona dokunmak bile ibadet sayılır" diyebilecek kadar başbakanı ilahlaştırmanız gerekiyor. Günde 5 vakit namaz kılıp kılmamanız hiç sorun değil. Akp gençlik kollarında hizmet verin, bunlara göre 5 vakit namaz kılmış kadar sevap kazanırsınız. Üçüncü olarak, kesinlikle türban taraftarı olmanız gerekiyor. Başınızın açık ya da kapalı olması da sorun değil. "Türban serbest bırakılsın" gibi cümleler kurun yeter. Dindarlıkta üçüncü seviyeye kolayca çıkabilirsiniz. Varlığınız, Akp varlığına armağan olsun! Yolda yürürken bile Tayyip Erdoğan'ı ya da parti sloganlarını, parti marşlarını tekrar etmek, dindarlığın zikir töreni gibi olmalıdır. Akp'yi ya da başbakanı zikretmek, dindar kalplerinizi huzurla doldurur(.). Diğer bir dindar olma şartı ise %100 Arap hayranı olup Türklüğe ve Türkçülüğe hakaret etmektir. Dindar bir genç, bunlara göre mutlaka Türk düşmanı olmalıdır. "Ne Mutlu Türküm Diyene!" sözünü içinizden okumak bile sizi İslamiyetten çıkarabilir. Eğer gerçek bir müslüman olmak istiyorsanız ırk ayrımı yapmamalısınız. Tabi bu yargı işinize geldiği ve işinize gelmediği durumlarda çeşitli şekillerde değiştirilebilir. Cumhuriyet Mitinglerini kınarken, Filistin Gösterilerini öve öve bitirememeniz gerekiyor. Atatürkçü ile teröristi aynı kefeye koymazsanız, dinen uygun bir şey yapmış olmazsanız. Atatürkçü=Terörist ilk parolanız olmalı. Böylelikle dindarlıkta önemli bir adım daha atmış olabilirsiniz. Bir de harita da yerini bile bilmediğiniz, bayrağını Yunan bayrağıyla karıştırdığınız ama İsrail denince tüylerinizi diken diken eden bir duygu yapınız olmalıdır. Her koşulda İsrail düşmanı olmak dindarlığın en önemli maddelerinden. Amerika, Britanya, Avrupa sevdanızın sürmesinde hiç bir sakınca yok. Onlar dinen dostunuz sayılır zaten(.). İsrail mallarına, İsrail mallarını kullanarak karşı çıkmalısınız. Bu nasıl bir mantık hala anlayamıyorum. Ortadoğu destekçisi olmanız gerekiyor dindar olmak için. Oradaki Arap kabileleri bizim din kardeşimiz(.)! Geçmişi hatırlayıp Arapların müslüman ve müslüman olmayan Türkleri 7.yüzyıldan bu yana nasıl vahşice katliamlara maruz bıraktığına sakın kanmayın! Bir diğer dindarlık maddesi de bu. Müslüman Araplar ne yaptıysa haklıdır. Peygamberde bir Araptır. Bu yüzden Araplara büyük saygı duyulmalıdır. Aslında yüzyılllardır kendi pisliğinde yuvarlanan Arapların her biri Yalavaç Muhammet gibi görülmeli, Araplar müslümanlığın İslamiyetin simgesi sayılmalıdır. Yalnızca görüntüde Türk olmalısınız. Milliyetçi bir söylemle karşılaştığınızda "Biz de milliyetçiyiz kardeşim" diyebilecek kadar milliyetçi, kendi ülkenizdeki bir dağda bulunan "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü kaldırtacak kadar vatan haini olmalısınız. Dindarlık, vatanseverliği kabul etmez. Yine bunlara göre vatanseverlik dünya işidir. Toprak sevgisidir. Ekonomik bir hastalıktır. Dindarlık gereği sadaka olarak vatan toprağını satabilirsiniz. Vatan toprağını karşılığında para alarak bir yabancıya vermek bunların anlam veremediğim dininde sadaka sayılabilir. "Sanki o yabancı toprağı cebine doldurup ülkesine mi götürüyor". Önemli olan diğer tarafta ne kadar toprağa sahip olacağımız zaten(.). Dindarlık gereği vatanı bütün olarak satmaktan da korkmayın. Bunu Allah yolunda yapıyorsanız sorun değil. Cennetten bir yer kaptınız, hadi yine iyisiniz. "Nasıl dindar olunur?" sorusunun son yanıtlarına yaklaşırken, en önemli maddelerden ilki üzerine konuşmak istiyorum. Dindar biri, dinini kendine göre yorumlayabilmeli, hatta değiştirebilmelidir. Örneğin biz müslümanların sadece asker, polis, öğretmen gibi vatanı için hizmet ederken bir hain saldırı ya da olay sonucunda ölenler için "Şehit" terimini kullanırız. Dindar bir insan örneğin bir Hristiyanı da şehit sayabilmelidir. Nerde, nasıl, ne şekilde öldüğü o kadar da önemli değil. Politik değerinizi artırmak için bunu yapmanız gerekiyor. Hatta bir zerdüşt teröristi şehit saymalısınız. Ne de olsa artık siz Yalavaçlar Yalavaçı Muhammet'i değil, sahtekarlar sahtekarı başbakanı peygamber olarak görmektesiniz. Şekilsel olarak da dindarlığın çeşitli kuralları mevcut. Mesela dinen yeri olmadığı halde sarık, asa, cübbe ve benzeri şeylerle dolaşmanız ya da bu saydıklarıma en yakın kıyafetlerle dolaşmanız gerekiyor. Türban en hassas noktanız olmalı. Türbanı namus simgesi olarak görmeli, türban takanları namus timsali, türbansızları direkt olarak namussuz saymanız gerekiyor. Gıybet etmek bu dinin en önemli özelliklerinden biridir. İnce ya da sokak ağzındaki haliyle "badem bıyık" dindarlığın önemli simgelerinden. Hırsız, hortumcu, soyguncu, yalancı vs olsun ya da olmasın, eğer bir adam badem bıyıklıysa dindar müslümanlarca kesinlikle dindar, iyiliksever, hoşgörülü vs sayılır. Uzun sakalı varsa kendisiyle peygambercilik de oynayabilirsiniz. Hele bir de elinde asası varsa, Değmeyin çakma Hz.Musa'nın keyfine. Halk tarafından eliniz, eteğiniz öpülür. Sizin için saraylar, villalar yaptırılır. Ne olmuş Amerikan doları kullanıyorsanız:) Bunların dininde o da sorun değil. Hatta ne kadar dolarınız varsa o kadar dindarsınız. Televizyonlar, radyolar, yerli yabancı birçok kanal sizin dolarlarınızla yine sizin ne kadar çok dindar olduğunuzdan bahseder durur yirmi dört saat. Başbakanın ve yardakçılarının bahsettiği "Dindar Nesil"i gözlemsel olarak açıklamaya çalıştım. Asıl soru ise şu:
Dindar nesil ne işe yarar?
Genel olarak bakıldığında dindarlık daha doğrusu yukarıda açıklamaya çalıştığımız Akp zihniyetli dindarlık kendinizi ve yardakçılarınızı Karun'laştırmaktan başka bir işe yaramaz. Biraz da siz düşünün. "Bir insan böyle dindar olursa, bu vatana, bu millete nasıl bir fayda sağlayabilir?" deyin kendinize. Her gün gelen şehit haberleri azalır mı, diye sorun kendinize. Acaba bu dindarlıkla kendi uydumuzu uzaya gönderebilir miyiz, diye sorun. Bir Amerika, bir Rusya, Japonya, Fransa, İngiltere kadar gelişmiş bir ülke olabilir miyiz, diye sorun. Gençlerimiz dindar olursa, bir Yahudi genç kadar zeki olabilir mi, diye sorun. Bu dindarlık, gençlerimizi Mustafa Kemal, Osman Batur, Ebulfez Elçibey gibi büyük insan yapabilir mi, diye sorun. Benim kendi sorularıma cevabım elbette "Hayır" olacaktır. Tarihte devletler öz dinlerine sarıldıklarında kurtulmuşlardır. Yanlış dine sarıldıklarında, ya da dinlerini bozduklarında ise yok olmuşlardır. Örneğin Avrupa, kilise baskısını yıkmış olmasaydı bugünkü Avrupa olmazdı. Araplar gerçek İslamiyete sarılmış olsaydı bugün bu durumda olmazdı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Düşüncenizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.