22 Mayıs 2012 Salı

Sosyalizm/Komünizm Gerçeği

   Hak, eşitlik, adil yaşam, paylaşım, emek ve daha birçok kavramla süslenen, tüm mal ve mülk, kurum ve kuruluşların devlete ait olduğu, insanların her şeyi "eşit" paylaştığı bu ideoloji neden var? Kimin için ortaya çıktı?
   Temellerini K.Marx'ın attığı; Vladimir Lenin, Lev Troçki, Josef Stalin gibi önemli Rus liderlerinin ilk defa eyleme geçirdiği bu fikir tüm insanlığa eşit ve insanca bir yaşam sunuyordu. Bu düşünceye göre halka eziyet ve haksızlık edilmeyecek; kişiler renk, dil, din ayrımına maruz bırakılmayacaktı. En büyük vaad ise Liberalist dünyanın ortaya çıkardığı, Kapitalizm düşüncesinin gerçekleştirdiği  burjuva-köle, ağa-köylü, patron-işçi gibi sınıf uçurumlarını yok edip bugüne kadar ezilen halkı temsil eden işçi-emekçi sınıfını bu kötü durumdan kurtarmaktı.Bu anlayışa göre işçi sınıfını emeğinin karşılığını alamıyor, buna karşı patronlar zenginliklerini kat kat artırmaya devam ediyordu. Sosyalizm teorisi  Kapitalizme ve Emperyalizme karşı düşman bir düşünce olarak ortaya çıkmak için kendine bir sebep bulmuştu artık. Ezilen işçileri destekleyecek, kapitalist düzeni yıkmaya çalışacaktı. Fabrikalar, okullar, eğlence yerleri büyük patronların ve şirketlerin elinden alınıp devletleştirilecek, işçi sınıfı kurtarılacaktı. Buraya kadar her şey son derece normal ve insancıldı. Herkesin işçi olabileceğini kim düşünebilirdi?


Sosyalizmde herkes köle!

   İnsanlar bir makine tarafından üretilmiş gibi. Herkes birbirinin kopyası sanki. Kapitalizmden ilk farkı olarak bunu alabiliriz. Amerika'daki gibi gökdelenlerin altında yaşayan evsizler yok. Ülkemizden örnek vermek gerekirse, son model Jeeplere binen patronlar, 30 yıl önce üretilmiş olan Serçeye binen işçiler yok. Sosyalist ülkelerin çoğunda üretimi onlarca yıl önce sonlandırılmış, hiçbir konforu bulunmayan, dört teker üzerine oturtulmuş bir demir yığını görüntüsünde araçlar veriliyor. Benzin kullanım miktarı herkes için aynı. Diğerlerinden daha fazla yakıt alma şansınız yok. Dışarıdan bakıldığında bu durum olması gereken şeymiş gibi görünüyor. Üzerinde düşünüldüğü zaman aylık verilen 100 litre yakıt ile örneğin İstanbul'daki akrabanızın yanına istediğiniz zaman gidemeyeceğimiz anlaşılır.
   Sosyalist rejimlerden birinde, oradaki adıyla Çin Halk Cumhuriyeti'nde çocuk yaşta sanayi kuruluşlarında ve tarlalarda çalıştırılmaya başlanan halk ayrım yapılmaksızın 12 saatten fazla çalıştırılıyor. Aylık ücretleri de karma ekonomik sistemdeki en düşük ücretle çalışan işçinin ücretinin üçte birinden çok daha az. Ayrıca işçiler çok zor şartlar altında çalıştırılmakta. Her şey katı kurallarla belirlenmiş. Devlet tarafından sağlanan olanaklar standartların çok altında. Bu durumun kölelikten farkını anlamak mümkün değil.
   Halkına eşit bir yaşam sunan sosyalizm, zor şartlar altında çalıştırdığı işçilerine bazı ülkelerde aylık 35 dolar ücret veriyor. Bu parayla ne alınabileceği meçhul. Aslında sosyalizmde para -eğer işçiyseniz- hiçbir işe yaramıyor. Devlet sizin tüm ihtiyacınızı zaten karşılıyor. Örneğin sizin bilgisayar almak için para biriktirmenize gerek yok. Burada üzerinde durulan bilgisayar, şuan ülkemizde kullanılan bilgisayarlar gibi değil. Sosyalist/Komünist anlayışın öne çıkardığı kavramlardan biri de işlevsellik. "Cep telefonu sadece konuşmak için kullanılır" sözü işlevsellik kavramını açıklamaya yeter. Bilgisayarı yalnızca ana işlevlerini yerine getirmek için kullanabiliyorsunuz. Yani size verilen olanakları da yalnızca çalışmak için kullanabilirsiniz. Size verilen bilgisayarın daha iyisini almak gibi bir şansınız bulunmuyor. Karma ekonomik sistemde belki bir değil ama 2 ya da 3 ay para biriktirerek alabileceğiniz bilgisayarı, buralarda almak için onlarca yıl çalışmak gerekiyor. Büyük bir ihtimalle o bilgisayarı almak için para biriktirirken hayatınız sona erebilir. Siz yalnız devletin size verdiğiyle yetinip yaşamınızı sürdürmek zorundasınız. Kısaca özetlemek gerekirse sosyalizmde patron devlet ve devlet adamları oluyor. Eğer bir yolunu bulup işçi olmayarak, "eşitlik ve adalet" savunucusu tek parti iktidarında kendinize yer bulup devlet kadrosuna girmişseniz ölünceye kadar yaşamınızı sürdürebileceğiniz devlet sarayının tavanını altınla kaplatabilirsiniz.


Tek partili özgürlük!

   Sosyalist yönetimlerde partiler değişmiyor. Yöneticiler, başkanlar değişmiyor. Ölen yöneticinin yerine oğlu ya da erkek kardeşi geçiyor. Parti ya da kişi seçme gibi bir durum söz konusu değil.
   Çin'de, Kuzey Kore'de, Küba'da ve benzer ülkelere bakıldığında değişmez bir partinin ve onlarca yıldır görevde bulunan liderleri görmek son derece normal bir şey. Sosyalist eşitlik başka bir parti veya görüşe izin vermiyor. Aksi bir görüş dile getiren insanlar ömür boyu hapis cezalarına çarptırılıyor, günde 20 saate varan sürelerde çalıştırılıyor hatta birçoğu idam ediliyor.
   Güç devlet adamlarının, en çok da başkanın elinde bulunuyor. Devleti oluşturan bir parti/grup var. Onların isteği devletin isteği oluyor. Sözde işçinin isteği oluyor. Halk bu parti veya grubun ya da görünürdeki haliyle devletin isteğine boyun eğmek zorunda.

Sosyalizmin gerçek yüzü!


   Kapitalizmin patronlarına ve sermaye tutucularına karşı emek sarf eden, terleyen işçileri savunmak için ortaya çıkan sosyalizm, her vatandaşını kendi işçisi ilan ediyor, tüm kadrolarına kendi adamlarını yerleştirdiği devleti de patron yapıyor. Bunu yaparken kendi halkını öldürmekten, sürgün etmekten, dilini, dinini değiştirmeye zorlamaktan, işkence etmekten, onu sömürmekten de geri kalmıyor. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde Lenin'in ölümünden sonra gelen Stalin'in döneminde milyonlarca insan katlediliyor, devlet için çalışmaya zorlanıyor, sürgünlere tabi tutuluyor. Çin'de Stalin ve Rusya'dakine benzer bir şeyi Mao'da yapmaktan geri kalmıyor. Araştırıldığında bu liderlerin kendi halklarına yaptığı eziyet ve zulüm, emperyalist ülkelerin Afrika sömürüsü sırasındaki yaptıklarından aşağı kalır olmadığı, hatta daha vahşice olaylar yaşandığı göze çarpacaktır.


Sosyalizmi ya da Komünizmi kim ister?

   21.yüzyılda bir kısım insanlar ısrarla Marxist-Leninist görüşü değişik adlar kullanarak istemektedirler. Seviye 4'ü savunan Troçkistler,  Stalinciler, Maocular, Sosyalistler, Komünistler ve daha birçoğu var.
   Bu insanlar ısrarla köle olmak istiyorlar. Herkesin köle gibi yaşamasını istiyorlar. Herkesin köle olmasını istiyorlar çünkü kendilerinde büyük işler başarabilecek bir yetenek ve inanç görmüyorlar. Başkalarının da aklını ve yeteneğini kullanarak büyük işler başarabileceğini bildiklerinden, onlardan aşağı kalmamak için -kendileri onlar gibi olamayacağından- onların kendileri gibi köle olmasını istiyorlar. Bu aklını kullanamayan tembel insanlar, hiç bir insanın aklını kullanamaması için herkesin niteliksiz işçi olduğu bir toplum yapısı kurmak istiyorlar. Özgür bir dünya yerine, tek bir parti tarafından yönetilen, her şeyin katı kurallar çerçevesinde oluştuğu bir dünya istiyorlar. Tüm bunları istemelerinin sebebi bu insanların aklını kullanamamasından ve tembelliklerinden kaynaklanıyor. Örneğin devlet size bir araba veriyor. Bu arabanın kliması yok; yumuşak ve konforlu koltukları yok; camları bir düğmeye bastığınızda aşağı inmiyor; direksiyonu tek elinizle çeviremiyorsunuz. Anlattığım araçlar bundan yıllar önce üretilen araçlar. Ancak sosyalizmle ya da halk cumhuriyetiyle yönetilen ülkelerde halka bu araçlar veriyor. Daha lüks bir araca binemiyorsunuz. Daha lüks bir araç almak için daha çok çalışamıyorsunuz. Siz sadece size verilen görevi o fabrikada yapmak zorundasınız. Sosyalist rejimi isteyen akılsızlar işte bu yüzden bu rejimi istiyor. Onların yapabileceğinin en iyisi bir sanayi kuruluşunda demir kesmek. Akıl kullanmayı gerektiren işler onlara göre değil. Kendilerine göre bir yaşam istiyorlar. Diğer insanlar tarafından horlanmamak için de bu yaşama bizimde katılmamızı istiyorlar.
Özgür bir dünyada bugün asgari ücretle çalışan bir işçiyken yarın bir piyango bileti sayesinde ya da aklınızda bulunan bilgileri ve yeteneğinizi kullanarak ülkenizin sayılı zenginlerinden olabilirsiniz. Daha iyisine, en iyisine sahip olabilirsiniz. Eğer sosyalist/komünist bir ülkedeyseniz, siz hep işçi kalacaksınız demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Düşüncenizi paylaştığınız için teşekkür ederiz.